Translate

30.09.2011

'30 Yıl 'Manifestosu (1981-2011)




Ben sanatçı değilim.. Bunu; zaman ve ürettiğim eserler belirleyecektir.. Okuma-yazma bilmeyen bir aileden gelen olarak, kendimi geliştirmeyi ve bilgilendirmeyi amaç edinen sıradan bir kişiyim.

MUAMMER KOTBAŞ '30 YIL' MANİFESTOSU, (1981-2011)
•Ben sanatçı değilim.
•Bunu; zaman ve ürettiğim eserler belirleyecektir.
•Okuma-yazma bilmeyen bir aileden gelen olarak,  kendimi geliştirmeyi ve bilgilendirmeyi       amaç edinen sıradan bir kişiyim.
•Yaşamımı karikatürle iç içe geçiriyor olmam, kültürel ve düşünsel anlamda bana fazlasıyla katkı yapmıştır.
•Karikatür için 30 yılda hangi bedelleri ödedim?..

•Çalıştığım gazete ve dergilerde günlük, haftalık karikatürler çizerken, sayfa hazırlarken , Muhabirlik, Pikajörlük yaparken.. Afiş, broşür, kitap kapakları çizerken.. Bu işten başka gelir getiren bir işim yoktu. 

•Buna rağmen, yaptığım işin karşılığını alamadım.. Vermedi yayıncılar.
•Gözüm çizmekten başka bir şey görmediği için, üzerinde de durmadım..
•Söz verildiği halde sigortalı yapılmadım. Yine de yıllarca her koşulda koşturdum gazetelere, dergilere..

•Bu sevda uğruna, iki üniversite öğrenimimi yarım bıraktım.
•Yaşıtlarım meslek sahibi olup, iş hayatına atılırken; Ben karikatür adına espri düşünüp çizmekle, üretmekle meşguldüm.
•Karton alacak param yokken; Dostlarımı kırmamak adına, karşılığı verilmediği halde çizimler için ayırdım zamanımı.
•Resmî kuruma afiş çizdiğim kartonu, kendi harçlığım ile alıp, kurumdan parasını alamayan biriyim ben.

•Çizimlerden az da olsa para kazandığım zamanlar dışında; Ailemin harçlık katkısının, yaşamımda önemli bir yeri vardır. (Ve tabi bazı dostlarımın da..)
•Ödül törenlerine çoğunlukla  borç alarak gidebildim.
•Hasta olduğumda tedavi olanağım yok.
•Bu durumda tek yapabildiğim, hasta olmamaya çalışmak.
•Şimdi 30 yıl geride kalmış. 

•Yine de halâ karikatür çizen, resim yapan, yazılar yazan.. Maaşsız, parasız, yersiz, yurtsuz, geleceği belirsiz..Sosyal güvencesiz, yeşil kartsız.. Sigortası olmayan bir 'yitik' olsam da... Ama onursuz, umutsuz karamsar olmayan duruşumu sürdürmekte kararlıyım.. Yaşamayı seviyorum.

•'30 yılda bu kadar bedel ödemek yeterli!..' 
•'30 yılım geri gelmez artık!..' 
•Çizgi dolu 30 yılda hep sömürüldüm, ben kimseyi sömürmedim. Bundan sonrasında da kimseyi sömürmeyeceğim.. Ama artık kimsenin de beni sömürmesine izin vermeyeceğim.
•Bana 30 yılımı geri verebilirseniz ancak size bedava çizerim.
•Benden gazoz ısmarlamamı isteyin ama bedava çizim istemeyin!.. 
•Bu ilan, beni tanımayanlar için BİLGİLENDİRME, iş yaptıracak olanlar için HATIRLATMA, sömürmüş olanlar için de bir UYARIDIR. 

KISSADAN HİSSE
Filozof Ranga GURU (*), öğrencisi Racici'ye öneride bulunur;
"-Sevgili Racici!.. Mesleğinde usta olman yetmez, bilge de olmalısın. Emeğinin karşılığını; ne yaptığından haberi olmayan insanlardan alamazsın. Onlara göre senin emeğinin hiç bir değeri yoktur.. Sakın emeğini bilmeyenlere sunma ve asla bilmeyenle tartışma!."  
(*) Ranga GURU; Renklerin Ustası- INDIA
                                               
Neyse.. Hikaye uzun.. 
60.Yıl Manifestomda görüşmek üzere!..
(*Dağıtım: Herkese)

NOT: 
Sitem dolu '30. yıl manifestom'u yayımladığımda, bazı insanlar; içinde bulunduğum durumdan şikayet ettiğimi zannederek, söz konusu bu bildirinin içeriğini yanlış anladılar. Böylesi bir yaşam, benim kendi seçimim ve yaşam biçimimdir. Öyle de sürdürmekteyim. 
Ben sadece; emeğimi sömürenlere bir uyarıda bulunmak ve beni yeterince tanıyamamış olanları da bilgilendirmek istemiştim.
---

 NE DEDİLER.......

"Sevgili Muammer,
Manifestonu okudum, Elektrik çarpmış gibi oldum.
Sen iyi bir sanatçısın, manifestonun sitem dolu olması gerçekten üzücü.
Sağlıklı uzun ömür dileyerek nice 30 yıllara, diyorum dostum.

NOT: Bilmem hatırlıyor musun, bana bir illüstrasyon armağan etmiştin, su an duvarımda bana bakıyor. İstanbul'a geldiğinde ara da göstereyim sana:)
Selamlarımla... "   
(Mustafa BİLGİN- İstanbul)
---
"Sevgili KOTBAŞ...
Samimi satırlarından dolayı seni kutluyorum... Dostum , sen çok iyi bir sanatçısın...
Selam ve dostluk ile.."   
(Hikmet CERRAH- Eskişehir)
---
"Muammer KOTBAŞ kardeşimin 30. sanat yılını en içten dileklerimle kutluyorum.
Biz çizerler hep aynı kaderi paylaşıyoruz. Size Daha nice uzuuun sanat yılları diliyorum.
Raşit Abin.."   
(Raşit YAKALI- İstanbul)
---
"Sayın Muammer KOTBAŞ,
Torpilli, dayılı, bol paralı, kuyruğa girmeden, otomobilden inmeden zaten karikatürcü olabilir mi insan?
30'uncu yılınızı kutlar, nice başarılar, iç huzurlu günler dilerim.
Sevgi ve saygılarımla."      
(Eray ÖZBEK - İzmir) 
---
"Çok üzüldüm Muammer..
Ne kadar acı ile yoğrulmuş da olsa, hiç bir rakamın satın alamayacaği bir manifesto yazmışsın.
saygılar, sevgiler.."    
(Gülek KANDIRALI- Trabzon) 
---
"Sevgili Muammer,
Biz çizerler kapitalizmi eleştiren çalışmalar üretirken bile kapitalizm çarkının içinde olduğumuzu bilmeliyiz. Emek ve sanata verilen değer, yaşadığımız toplum ve yöneticilerin kültürünü yansıtmaz mı? Seni tanıyorum,  hep dik durabiliyorsun, umuyorum, inanıyorum, bir otuz yıl sonra daha manifesto yazarsın, bol bol çizersin. Sağlığın yerinde olsun. Emeğinin karşılığını alman dileğiyle, bol çizgiler."  
(Mehmet ZEBER- Balıkesir)
---
"Sevgili Muammer KOTBAŞ,
Samimiyetini yitiren bir dünyada ancak bir KARİKATÜRCÜYE yakışacak samimiyette yazmışsın, bu anlamda YALNIZ değilsin, durumum senden farklı sayılmaz, sadece 3 yıl fazlam var gibi:)) YÜREK ATTIKÇA, MÜCADELEYE İNATLA DEVAM!.."      
(Cihan DEMİRCİ- İstanbul)
---
"Sevgili Muammer,
Karikatür dedik mi, millet - ve de devlet karikatürlerimize değil, ağlanacak halimize gülüyor.
Son gülen İYİ GÜLER deyip, savaşa devam."  
(Öktemer KÖKSAL- Antalya)
---
"Muammer..
Umut yolcusu arkadaşım.. Saygıyla eğiliyorum.."
(Aytekin ÇAKMAKÇI- Trabzon)
---
"Alkışlıyorum seni Muammer!.."    
(A. Fuat ÇORUHLU- Trabzon)
---
"Muammer;
30 yıllık kararlı mücadelen karşısında emeğini sömürenlere karşı verdiğin ilk açık tepki bu sanırım.
Elbette onlar da farkedecekler ve kendilerinden utanacaklardır...
Seni seviyoruz Türkiye'nin NÖBETÇİ KARİKATÜRCÜSÜ..."
(Bülent SÜMER-Trabzon) 
---

"Sevgili Muammer;
Evet yıllar çabuk geçmiş. Senin manifestonu görünce aynı tarihlerde başladığımız uzun yol koşusunda ben de otuz yılımın dolduğunu fark ettim. Otuz yıl süresince beraber olduğum, seni iyi tanıyan, içtiğimiz suya kadar ayrı gitmeyen bir dostun olarak yazdığın manifestonun altına imzamı atıyorum.

Aslında az bile yazmışsın. Anlayana diyeceğim de anlayabilselerdi ne bu manifestoda yazılanları yaşardın ne de bu manifestoyu yazardın. Yıllar yılı Trabzon'un aşındırdığımız kaldırımları sadece ayakkabılarımızı ve takvimlerimizi eskitti. Beleşciler, dalkavuklar, iki yüzlüler, yağçılar, menfaat düşkünleri kazandı. Alın teri dökenler, göz nuru akıtanlar, el emeğini cömertce harcayanlar hep kayıp tarafında kaldılar.

Bu kent gerçek düşkünlerine ve sahiplerine hep ihanet etmiştir, etmeye de devam etmektedir. Dostum; bu günkü konumuna kimsenin yardımını, deteğini alarak gelmedin. Kimseye borcun yok. Seni, hatta bizleri istismar etmeye çalışarak uyanık olduklarını sananlar suskunluğumuzu korkaklığımıza, efendiliğimizi beceriksizliğimize, alçak gönüllülüğümüzü cesaretsizliğimize saymak gibi akıl tutulması yaşıyorlar.

Biliyorsun ki kalıcı ve en uzun soluklu olan sanattır ve sanatı yapandır. Yaşamayı sevmeye devam et. Seni seviyoruz.."     
(Adnan TAÇ-Trabzon)  
---

"Bu işe nerede ise ömürlerini verdikleri halde karikatürcülüğün meslek sayılmaması, ücretsiz besleme muamelesi görmesi gerçekten onur kırıcı ve çok acı verici bir şey olmalı. Ben ciddi anlamda iki yıldır karikatür çiziyorum. Para kazanabilmeyi isterdim, ama geleneksel medyada yer bulmamız imkansız değilse de çok çok zor..

Bu işle geçinmek zorunda olmayışımı da bir şans olarak görüyorum. Çünkü para için değil aşk için yapıyorum. Bunu çok sevdiğim için. Herhangi bir dergiye gazeteye de göndermiyorum. Çünkü geleneksel medya zaten son demlerini yaşıyor. Bundan sonra hakiki bir mizah hareketinin geleneksel medyadan değil internet ortamından doğacağına da inancım tam.

Çünkü saygı ve itibar dışında bir şey beklemeden çizen, bu işe yüreğini koyan, ayrıca yayıncılık dünyasının baskı ve dayatmalarından muaf olup özgürce, kafasındaki mizah anlayışına göre çizenler sanal alemde... Bir de internette yayıncılık son derece kolay, masrafsız ve Photoshop gibi müthiş araçlar sayesinde geleneksel medya ile her türlü rekabeti yürütecek malzemeye sahip...

Bu işin parasal getirisi olsun ya da olmasın, ben buna yüreğimi koydum ve sonuna kadar da peşinden gideceğim... Eminim benim gibi düşünüp hisseden çok fazla çizer de var. Biraz zor olacak, biraz geç olacak.. Ama bizler sabırlıyız.

Geleneksel medyanın sahte efsanelerini, çıkar ve iktidar ilişkilerini darmadağın edebilecek kadar büyük bir enerjimiz var... 250'den fazla karikatürümü paylaştım. Daha da binlerce paylaşacak kadar enerjiye sahip olduğumu düşünüyorum..."      
(Hakan İPEK- Akçakoca)
---
"Nice 30 yıllara!!
Ne yazık ki emeğin, sanatın değerini bilmeyen bir toplumda yaşıyoruz.
Bu bizim seçeneğimiz değil ancak bunu değiştirmek için de daha çok uzun süre
tüm yollar kapalı gibi görünüyor. Sömürmeyi sömürülmeyi kanıksamışız."    
(Menekşe ÇAM- İzmir)
---
"Dostum;
Seni tanımanın heyecanını her zaman yaşamaktayım...
Manifeston neredeyse tüm çizerlerin ortak kaygısı..."  
(Halil ESER-İstanbul)
---
"Dört dörtlük bir manifesto dostum, ellerine sağlık!
Umarım birilerinin kafasına dank eder diyeceğim ama bu konuda çok da umutlu değilim.
Maalesef bu topraklarda emek hiç bir zaman gerçek karşılığını bulmamıştır, bu gidişle de bulacak gibi görünmüyor. Yine de biz ürettiklerimizle var olacağız, tüm olumsuzluklara inat!.."
(Cumhur GAZİOĞLU-Ankara)  
---
"Duruşun ve Sanatın karşısında elimden gelen sadece saygı ile eğilmek."
(Özer ÇAĞLAYAN-Trabzon)
---
"Saygılar arkadaşım,
Manifestodan dolayı seni tebrik ediyor altına da imzamı atıyorum!.." 
(Erdal YALÇIN) 
---
"Sonuçta uyanır bakarsın sabah olmuş; her zamanki gibi sabah..Yüzünü yıkamasan ne olacak ya da dişlerini fırçalamazsan..Sabah olmayacak mı yani bunları yapmasan..Ayakkabılarını giyersin, yürürsün yürürsün.. Nereye? Ne önemi var ki , yürüyorsun ya!.. Hep aynı yollardan geçersin, hep aynı yerde oturursun, hep aynı bardaktan çay içersin; kime ne? Peki aynı şeyleri mi düşünürsün, diğerleri gibi mi düşünürsün; yine kime ne?

Delilikle akıllılık çizgisinin çizilemediği resimde oldu hep o.. Bir rüzgarın başlangıcında vardı ve bittiği yerdeki depresyonda.. Depresyondaydı ama; kime ne? Ezberlenmiş şarkılar duymadım ondan, ama yakınmalar duydum.. Konuşurdu ya ; kime ne? Giderdi, gelirdi, kaçardı, susardı; kime ne? Birileri kuştüyü yastığını hazırlardı ezberlediği yürüyüşü için güç toplamak adına,

O, gücünü kaybetmeye hazırlanırdı tanımsız hayatına.. Uzaktı, yakındı, korkaktı, deligözdü.. Betaraftı! Sakardı çayını içerken aşkları kadar; sokağını panzerlerle çevirtmişti... Çizerdi çizerdi çizerdi; başkalarına göre amaçsızca çizerdi.. İyide çizerdi.. Hala daha çizmeye devam ediyor ; başkalarına göre amaçsızca..
Olsun çizsin ; kime ne?.. Bana ne?.."      
(Özer İSKENDER - Trabzon) 
---
 "Sevgili Muammer;
Mehmet KUVVET'e yazdığım iletiyi gönderiyorum: Duyarlı, fedakar ve kararlı yüreğinden öpüyorum: 'Sevgili Mehmet, Bugün 'Taka'daki köşeni ve dolayısıyla sevgili KOTBAŞ'ın manifestosu'nu okudum. Duygulandım, üzüldüm, kahroldum ve Muammer KOTBAŞ ile gururlandım. Böyle duyarlı bir konuyu işlediğin için seni kutluyorum. Sevgili KOTBAŞ'ın uyarılarının da işe yarayacağını umuyorum.' "  
(Zekeriya SAKA-Trabzon)
---
"30 yılı kutluyorum, sabır ve başarıların devamını diliyor, dayanışma ve birlik olmanın önemini
vurguluyor, içten selamlarımı sunuyorum." 
(Faruk ÇAĞLA- İstanbul)   
---
"Muammer Abi merhaba;
Nasılsın? 30. sanat yılın ile ilgili kaleme aldığın manifesto beni oldukça etkiledi. taka gazetesi için yazacağım bir yazıyı sana ve sanatsal yaşamanıa ayıracağım. onun için özgeçmişin ve aldığın ödülleri ve hayatındaki dönüm noktalarınla ilgili bana kaynak gönderirsen, ilk ağızdan edinmiş olurum.. her zaman yanındayım abi.. Sevgiler saygılar benden..
(Ömer TURAN-Trabzon) 
---
"Değerli grup üyeleri;
Değerli Meslektaşımız Muammer KOTBAŞ'ın 30. sanat yılı blogunu Facebook'taki Faruk ÇAĞLA'nın sevgili öğrencileri adlı 95 kişilik grubumda geçen çarşamba günü öğrencilerimle paylaşmıştım. (Bakınız, ekteki belge 001).

Öğrencilerim henüz hayatın acı gerçeklerinin farkında olamadıkları için sadece 3 kişi ilgilenmiş. Bir kişi yazmış, iki kişi de beğenmiş. Beğenenlerden biri grafiker, diğeri Niğde'de grafik hocası Ege SOYLU. O'nun da durumu benzermiş. Şaka yollu yalnız değilmişim, demiş.

KOTBAŞ'ın bloğunu; bu kez yine Facebook'ta 1000 kişi üyesi olan Tüm Grafikerler Dayanışma Derneği grubunda paylaşmıştım. (Bakınız, ekteki belge 002)
Demiştim ki;

Çizer ve Grafikçi Muammer KOTBAŞ'ın Meslekte 30 Yıl konulu bildirisini aşağıdaki linkte ibretle okuyacaksınız ve Türkiye'de grafikerlik mesleğinin ne olduğu üzerinde bir kez daha durup düşüneceksiniz ve belki de birlik ve dayanışma üzerinde bir daha düşüneceksiniz;
Grafik Tasarımcı Mehmet Fuat AVCI, M.KOTBAŞ'ın yazdıklarından ve çektiği çilelerden etkilenerek şunları yazmış;

Mehmet Fuat AVCI - MEMO'S...
'Emperyalizmin en önemli hedefi; insanı kendi birinde hapsederek tutsaklaştırmaktır! Bireyin tekil çaresizliğini kaderiymiş gibi gösterip, kendine yabancılaştırmaktır! Kendine yabancılaşan bireyin toplumsal dayanışmaya yakınlaşması da mümkün olamamıştır... Bireysel kurtuluşların, idol modellerle süslenerek "cazibenin şehveti"ne kapılmış pazarlanışı öylesine kuvvetli bir baskındır ki; başını kaldıramadan seni ezer geçer. "Örgüt"lenmenin korkaklığı ise, başına "terör" eklenerek, insanı yargılamak için tehlikeli bir tehdit gibi gösterilmiştir...

Çaresizliğin tutsaklığına kıstırılmış yüreklerinse, aklın aydınlığıyla "birlik"te cesaretlenmesi tek kurtuluştur... Hiç şüphesiz bu birlik ve dayanışma için cesaret, geleceğin umudu olacaktır!..

Grafik Tasarımcı Mehmet AVCI, bu ifadesinde tek tek çubuk halinde kalındığında çok kolay kırıldığımızı, emperyalizmin böl ve yönet oyununa gelmemek için bir meslek derneği çatısı altında dayanışmaya girmemizin şart olduğunu belirtmiş.

Ard niyetliler tarafından ise Meslek Örgütünün ise neredeyse TERÖR ÖRGÜTÜ ile bir tutulduğuna işaret etmiş.

Bu alıntıyı gördüğüm lüzum üzerine buradaki karikatürcülerin ve Karikatürcüler Derneği üyelerinin de ilgisine ve dikkatine sunmak istedim. Amacım kimseyi iğnelemek veya laf sokmak veya sataşmak değildir, derneğin önemine işaret etmektir.

Muammer KOTBAŞ dostumuzun 30 yılını kutlarım. Ben meslekte 37 yılımı doldurdum, 1973 de tabelacılıkta ilk kez sigortalı olmuştum. İyi ki de olmuşum. KOTBAŞ'ı çok iyi anlıyorum. O'na en iyi dileklerimle, mücadele gücü diliyorum. Derneğin ve dernekleşmenin önemini bir kez daha belirtiyorum.

İnsanların, hele aydınların, fikirlerini her türlü paylaşım platformunda hakaret etmeden ve hiç bir engelleyici bahane ile karşılaşmadan özgürce paylaşmaları gerektiğine inanıyorum ve eleştiriden korkmamak gerektiğini eğer korkuyorsak karikatürden de (ve karikatürcüden de) korkmamız gerektiğini bir kez daha ifade ediyorum.

Grubun kapatılmasını istemek, acziyet veya zaafiyet belirtisi olabilir veya değilse; yılgınlık gösterilmiş olabilir. Oysa çifte standartlı davranmadan, adam kayırmadan, zorbalık yapmadan, dirayetle ve adaletle yönetildiğinde; her paylaşım grubunda çok değerli fikirler ortaya çıktığı görülmüştür, çok faydalı görüşler paylaşılmış ve çok zihin açıcı tartışmalar yapılmıştır.

Değerli dostlar;
Dikensiz gül bahçesi isteyen Gülün kokusundan mahrum olur. Hatırlamak gerekir; Osmanlıda bir milli eğitim bakanı, "şu okulları bir kapatsak, bakanlığı ne güzel yönetirim" demiş.

Grubun kapatılmaması yönünde görüş belirten tüm üyelerin açıkladığı nedenlerin hepsine tek tek katıldığımı ve görüşlerini paylaştığımı da özellikle belirtiyorum.
Herkese, ayırımsız herkese; saygı, sevgi ve selamlarımı iletiyorum.
(Faruk ÇAĞLA- İstanbul)